Son İstanbul Beyefendisi kuşağındandı Saadettin Erbil.
Kendinden onlarca yaş küçük kişilerin önünde de eğilebilmesi, sadece saygısından ve tevazusundan kaynaklanmıyordu. Eğiliyordu, çünkü karşısındaki kişilerin yükselmesi mümkün değildi…
Aklıma geldikçe boğazıma düğüm atan bir diyaloğum olmuştu kendisiyle:
Yıl 1991…
Trt İstanbul Televizyonu’nda seslendirme yönetmen yardımcılığı yaptığım asr-ı saadet dönemi…
4 seslendirme stüdyosu da çılgınlar gibi kayıtta…
Hangi dizi ya da filmdi hatırlamıyorum… Belki de çizgi filmdi…
Uzun koridorların birinde tek başına oturan Saadettin Erbil’in yanına çeviri metni vermek üzere gidiyorum…
O meşhur baş hareketiyle önce gözlerini kaldırıyor, sonra da yüzünü çeviriyor tebessüm ederek:
– Biliyor musun? Sana baktıkça oğlumu hatırlıyorum… O’nun adı da Okan…
Toy günlerimdeyim, acemiyim ve acelem var:
– Öyle mi? Nerede kendisi, yurt dışında mı?
– Yok!… Hayatta değil…………….. Otursana biraz şuraya…
Okan VAROL
Tablo: Edward Hopper – Sunday (1926)
