KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN
GİZLİ KAHRAMANI:
DEVLET SU İŞLERİ

Tabiat aşığı olup kentin dokularından uzaklaşamayan modern insanın en büyük çelişkisi, yapılaşmayla ekolojik sisteme zarar verdiğine dair suçluluk duygusunu hiç yitirmemesidir. 2013 yapımı Night Moves isimli jilmde Josh (Jesse Heisenberg) aktivist arkadaşlarıyla Oregon’da bir hidroelektrik barajını havaya uçururlar. Ancak sonrasında bölgede kamp yapan masum bir gezginin patlamayla birlikte hayatını kaybettiğini öğrenirler. Film, sistemin gedikleriyle mücadele ederken bir insanın hayatına mal olmanın bedeliyle yüzleşen karakterlerin iç gerilimini anlatır. Öyle ki Josh, finalde cinayet işleyen maktule dönüşecektir. Night Moves, tam da çevre duyarlılığı taşıma ve şehirli olma bileşenliği üzerinden izleyiciyi bir çok soruyla baş başa bırakır.

Türkiye de 1999 Düzce depreminden sonra geçmişten gelen bütün yapılaşma krizleriyle yüzleşerek sancılı bir dönüşümün içine girdi ve bu dönüşüm dinmeyen yorgunluklarıyla bütün şehirlilere bir şekilde hala temas ediyor. Kentsel Dönüşüm, arka arkaya ürettiği kaçınılmazlıklarla insanların hayatına acı tatlı sürprizler katmayı sürdürüyor. Çünkü vatandaşlar, 1999’dan beri yaşanan bu süreçte hala yeterli resmi bilgiler nezdinde bilinçlenmiş değil ve sürecin aktörlerine dair eksik tariflerle yolunu bulmaya çalışıyor.

Kentsel Dönüşüm sürecinde belediyeler, inşaat firmaları ve tabii ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı cephenin önünde isimleri geçen kurumlar olsa da bir başka olmazsa olmaz kurum olan Devlet Su İşleri Müdürlüğü, yeterince bu mücadelede öncelikle bünyesine başvurulmayan, görüşü alınmayan ama önünde sonunda yetkisine maruz kalınan esas karakter olarak vaziyetlendiriliyor.

Devlet Su İşleri, merkezi Ankara’da bulunan ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı yatırımcı bir kuruluş. Ülkedeki bütün su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve yönetilmesine öncülük ederken; baraj ve isale hattı, su tesisi inşaatları ve su depoları yapmak gibi majör sorumluluklara da sahip. Haliyle şehir hayatımızın ve mülklerimizin bütün altyapısında hayati derecede önem taşıyan bir yapılanmanın baş aktörü ve yönetmeni.

Yıllardır büyük şehirlerde uygulaması krize dönen Kentsel Dönüşüm süreçlerinde maliklerle müteahhitler arasında gerginlik yaşanmasının bir sebebi de, dönüşüme uğrayacak binalara düşülmüş şerh ve irtifak haklarından kimsenin haberdar olmaması, ya da ilgilenmemesi. Müteahhitler ada/parsel bilgileri üzerinden projelerini gerçekleştirirken, malikler de bu projeler üzerinde tartışıp onaylarını veriyor ancak taşınmaza ait kısıtlayıcı bir irtifakla karşılaşıldığında bütün süreci kilitleyecek denli büyük bir kriz kendini gösteriveriyor.

Taşınmazla ilgili bilgilenme aslında çok basit. Malikler e-devlet üzerinden taşınmazlarına ait ayrıntılı verilere rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Teyit için DSİ müdürlüklerine dilekçe verip mevcut binalarının varsa irtifaklarının kalkmasına dair şartları ve veya inşaata uygunluklarını da öğrenebiliyorlar. Ancak, Kentsel Dönüşüm telaşı, bütün bu süreçle vatandaşın sakin sakin ilgilenmesine engel oluyor.

Çoğunluğun onayladığı kusurlu proje belediyeden, DSİ irtifakı dolayısıyla ruhsat başvurusuna bile kabul edilmeyince, malikleri belirsiz bir süre bekleyiş ve gecikme sendromu karşılıyor. Zira artık müteahhit, mevcut irtifak dolayısıyla ya projesini yenileyecek ve büyük ihtimalle ölçekler değişecek, yetmezmiş gibi eğer isale hattının nakli söz konusuysa deplasman bütçesi de yine maliklere yansıtılacaktır.

Sıklıkla duyuyoruz ki dairelerini tahliye eden sakinler 4-5 yıldan önce yenilenmiş binalarına bir türlü dönemiyorlar. Sebebi yüklenici firmanın inşaat sürecinde yaşadığı teknik sıkıntılardan çok, tamamen bu hukuki iş bilmezlik ve kamu idaresinin işleyişine dair edinilmemiş yapısal virajlar.

Yine kamuoyuna yansıyor ki, müteahhitler mevcut şerhleri proje aşamasında gizleyip, onay aldıktan sonra kendi inisiyatiflerinde değilmiş gibi bir mücbir paket hazırlayıp malikleri cendereye alan yeni yaptırımlarla da karşılayabiliyorlar.

Belediyeden ücret mukabili aplikasyon krokisi ve imar durumu belgesi almak zor değilken, tamamen kulaktan dolma bilgiler ve yönergelerle komşularını içtimaya alan yüksek sesli birkaç malik, bütün apartmanı geri dönüşü mümkün olmayan travma yokuşuna sürüklüyor.

Genel bilgi, müteahhitlerden proje almadan önce taşınmazlara ait şerh/irtifak bilgilerinin edinilmesi, duruma göre belediyeden inşaata aykırılık olmadığına dair bir görüşün alınması elzem görünüyor.

Müteahhitin “biz hallederiz” türünden şifahi vaatlerinin 6306 sayılı Kanun’da bir karşılığı yok.

Tabloya yukardan bakan ve kentsel dönüşüm sürecinin olabilecek en sancısız haliyle yürümesini ısrarla gözeten ev sahipleri için mevcut şerh ya da irtifak, sanıldığı gibi korkulacak bir kaydı işaret etmiyor. Aksine, yarınlara dair güvenceli, yüksek konforlu, hayati önemdeki su kullanımında teslim olabileceğimiz ve yardım alabileceğimiz tek otorite olarak DSİ’nin gücünden ve denetiminden usül hatası yapmaksızın yararlanmanın da önünü açıyor. Her halükarda kar amaçlı aksiyon alan inşaat firmaları için revize üstüne revize hazırlamak, barınma hakları manipüle olan maliklere yansıdığı gibi bir trajedi unsuru teşkil etmiyor.

Yine de bu detay gibi görünen çıkmaz noktalarda bizler de vatandaş olarak özellikle DSİ gibi tarihsel kıymeti tartışılmaz bir teşkilatlanmaya sahip kurumun, kamu yararına çok daha fazla bilgilendirici yayın, haber, bülten, duyuru yapması, belediyelerle bu anlamda medya platformlarını hele hele yeni medya olanaklarını iş birliği içinde kullanması, tüm sakinlerin mağduriyetini bıçak gibi kesecektir, kanaatindeyiz.

Zira mevcut irtifak krizleriyle ilgili ne ana akım medyada ne de dijital mecralarda sağlıklı ve yeterli referans bulunmuyor.

Çevre aktivistliğinin geldiği trajik noktada yalın bir hayata yol almak isteyen film karakterimiz Josh, iş başvurusu formuyla baş başa kaldığı sahneyle bize veda eder. Artık yeni bir kimlik inşası için doldurulması gereken o boş iş başvurusu formu, bize ekoloji sevdalı kentsoyluluğun fıtratındaki paradoksu tekrar fısıldamaktadır.

Riskli bütün binalar dönüşmek zorunda.

Beraberinde, toplumun vicdanı da o vicdanı bütünleyen bireysel hassasiyetler de bu dönüşüme ayak uydurabilmek zorunda.

Bilgi topluluğu tahayyülü yetmiyor. Yasaları eğip bükmemekte ısrarlı sorumlu bireyler mutlaka korunmalı, mutlaka kollanmalı.

 

Okan VAROL

 

Görseller: Night Moves (2013)

 

 

Okan Varol sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin