KADIKÖY BELEDİYESİ’NİN SÜRÇ-İ LİSAN MEVZUATI

Türkiye’nin en yaşlı yoğun nüfusuna sahip ilçelerin başında gelen Kadıköy, Türkiye’nin yaşlılar için en yaşanılmaz ilçesi olmak için zirveye oynuyor uzun yıllardır. Bunu da, varlıklarına vazgeçilmezlik post-itleri yapıştırmış belediye kadroları vazife edinmiş durumda.

Kentsel Dönüşüm sürecini yönetmeyi bırakın, uyumlanmayı bile başaramayan Kadıköy Belediyesi sadece binaları dönüşüme uğrayan sakinleri değil, kaldırımları ve yolları kullanan vatandaşlar için riskli yapıda oturmaktan daha da riskli güzergahlara çevirmeyi başarmış durumda. Kum, moloz ve hafriyat yığılı kaldırımlar, koruma panolarının olmadığı inşaatlar, nereden yürüyeceğini şaşıran yayaları araç trafiğinin insafına bırakıyor. Şikayet mekanizması zayıf çalışan belediye, yaşam alanlarının bütün dokusunu mahvedebildiği ölçüde mahvetmiş durumda. Kentsel Dönüşüme dair sıkıntıları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na paslamalarının da artık sokakta bir karşılığı yok. Yıllardır ruhsat bekleyen konut sahipleri, müteahhitlerin insafına emanet bırakılıyor.

Seçmenini hakir görecek kadar şuur kaybı yaşayan bugünün yöneticilerinin ve alt kadrolarının kibirli dili ikrah getirecek düzeyde. Zaten dönüşen binaları nedeniyle yaşam alanlarından sürgün edilen köklü aileler, sürece katkı olsun diye belediye çalışanları tarafından hızla uğurlanmaya çalışılıyor. Kurumsal iletişim dili bir yana asgari resmi nezaketten bile uzaklaşan freni patlamış lisanlar, sakinlerin taleplerini iletmelerine bariyer oluşturuyor. Halbuki bu gerilim yüklü lisan bariyerini kurgulama gayretlerini, kaldırımda yürüyen insanların can güvenlikleri için inşaat çevrelerine kolon koruma bariyeri denetleme gayretlerine evirmeleri yakışık alır. Ne kadar şikâyet etsek ne kadar telefonla arasak da şablon cevaplar ve ısrarı susturan agresif terslemeler Kadıköy Belediyesi’nin Halkla İlişkiler şiarı olmuş maalesef.

Ataletleri ve tıkanık yönetim anlayışları yüzünden bir ilçe sakinini, yıllardır yaşadığı, kodlarını tükettiği ve yeni kodlarını hibe ettiği ilçesine bu denli yabancılaştıran Kadıköy Belediyesi kadroları bana göre tez konusu olacak kadar çok katmanlı bir deformasyon arşivine sahip. Pişkinlik, Kadıköy Belediyesi özelinde insani bir sıfatı değil kurumsal bir niteleyiş halini ifade ediyor bana göre.

Web sitelerine göre en son 6 Haziran 2024 tarihinde belediye personeline eğitmen Uğur KAYA tarafından Etik Değerler Eğitimi verilmiş. İlgili tarihten sonra kadroya alınanlar bu eğitimden muaf mı tutulmuştur yoksa ilgili tarihten sonra yeni bir personel alımı olmamış mıdır, bilmiyoruz. Sorumuz güncel: Vatandaşla konuşma, anlaşma, empati kurma, yasal zeminde buluşma, aydınlatma gayelerini pratikte kadrolarda göremeyişimizin gerekçesini eğitmen Uğur Kaya’dan mı öğrenmeliyiz?

Sıfır Atık projesinin hakim süreçlerini sokaklarda çuvallı atık toplayıcıların kontrolüne bırakmak, ayrıştırma yapan apartmanlara trafik bahanesiyle uğramamak kabul edilemez, kabul edilmemeli. Sanki Kadıköy’de trafikten muaf sokak sayısı çokmuş gibi gerekçe üretmek kimseyi ikna etmiyor.

Kolay kolay açılmayan evde sağlık hizmetleri telefon hatları, açılınca da vatandaşı dinleme sabrı göstermeyip münasebetsiz repliklere başvurulması kabul edilemez, kabul edilmemeli. Enjeksiyon  ya da ambulans talebinde bulunan hasta veya hasta yakınının mağduriyeti ve telaşı hor görülemez, hor görülmemeli. Yoğunluğun belediye personeline azarlama hakkı verdiğine dair bir gerekçe üretmek kimseyi ikna etmiyor.

Yayalara ait kaldırımların işletmelerin masa sandalye ile işgaline göz yummak, üstüne o kaldırımları işletmelere kiralama ya da kullanım hakkı tanıma ile yine yaya kullanımına kapamak kabul edilemez, kabul edilmemeli. Gökyüzünü bile görmekte zorlanan Kadıköy’lüyü esnafın icazet erkine bırakıp da müşteri talepleri mevcutmuş gibi gerekçe üretmek kimseyi ikna etmiyor.

Kaldırım kullanmanın lüks olduğu Kadıköy, Martı ve benzeri scooterların da sergi alanına dönmüş durumda. Toplayıcı araçların caydırıcı olmadığı o kadar açık kı, çağrı merkezleri şikayetleri gidermekte çok geç kalıyorlar. “Araçları devrik devrik kaldırımlara yayan zaten Kadıköylü” demek, belediyenin devriye güçlerinin kapasitesizliğini örtmediği gibi, şuursuz vatandaşı hedef göstererek meşrulaşan denetimsizlik kabul edilemez, kabul edilmemeli. Çağrı merkezini aramaktan usansalar da duyulan çaresizlik tümleçleri de kimseyi ikna etmiyor.

Yazı uzar gider ama bu denli umutsuz bir tabloyu özetlerken ben kendimden sıkıldım.

Medeni yaşam tahayyülünü billboard sloganına indirgeyen bütün belediye kadroları  Kadıköy’ün günden güne kirlenen, günden güne risk üreten, günden güne kabalaşan, günden güne kuralsızlaşan, günden güne temel insan haklarının küçümsenmesine yol açan belediye teamüllerinin son bulması seçmenin değil, vatandaşın elinde.

Oy verdiği halde takipte ısrarcı olmayan, daha üst mercilere erişmek için şikayet/ihbar mekanizmasını kullanmayan herkes, telefonda hasta yakınını azarlayan küstah memurdan daha masum değil.

 

Okan VAROL

 

Fotoğraf: İstanbul – Kadıköy (2019)

Logo: Acı Çiğdem referanslı Kadıköy Belediyesi Logosu

Okan Varol sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin